İstanbul Valiliği’nde kadın protestosu

İstanbul Valiliği’nde kadın protestosu

”Kadın cinayetleri politiktir” yazılı pankartlar taşıyan platform üyeleri, İstanbul Valiliği önünde toplandı.

Burada platform üyeleri adına açıklama yapan Sıla Gemicioğlu, Türkiye’nin farklı şehirlerinde son 3 günde 4 kadının öldürüldüğünü, katledilen kadınların yakınlarını ve sevenlerini çetin ve sonu görünmez bir yargılama sürecinin beklediğini ifade etti.

Kadın cinayetinin, Türk Ceza Kanunu’nda nitelikli halden sayılmadığını belirten Gemicioğlu, şunları kaydetti:

”Evlendikten ya da evden ayrıldıktan sonra annesi, babası, kardeşleri ve akrabaları tarafından korunmasız bırakılan kadınlar, devletten de muhatap bulamamaktadırlar. Ya katledilmekte ya da sığındıkları yerlerde, korku içinde yargılama sürecini takip etmektedirler. Kadın cinayetlerinde sorumlu tüm resmi makamlara ve özellikle Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’a bir kez daha sesleniyoruz. Katilleri korumayın, davaların sonuna kadar takipçisiyiz.”

Platform üyeleri basın açıklamasının ardından dağıldı.

AA

21 Şubat 2011
Okunma
bosluk

Kadın sorununa akademisyen kadın eğilecek

Kadın sorununa akademisyen kadın eğilecek

DÜ Rektörlüğü bünyesinde kurulan ve Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde faaliyet gösterecek olan DÜKSAM’ın çalışmaları, 7 öğretim üyesi kadın tarafından yürütülecek. Merkezin kurulmasıyla bölgedeki kadınların sorunlarına ilk kez akademisyen ”kadın eli” değmiş olacak.

D.Ü Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve DÜKSAM Müdürü Prof. Dr. Nuriye Mete, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1990 yılında Başbakanlığa bağlı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün kurulmasının ardından üniversitelerde kadın sorunlarına ilişkin merkezlerin kurulmaya başlandığını söyledi.

Kadın örgütlerinin ileri düzeyde olduğu ve kadınlara yönelik faaliyetlerin çok eski yıllara dayandığı Diyarbakır’da gerçekleştirilen araştırmaların güvenilirliğini üniversite çatısı atında akademik çalışma ile ortaya koymak amacıyla bir merkez kurulması ihtiyacının hissedildiğini belirten Mete, bu amaçla senato kararı ile ”Kadın Sorunları Araştırma Merkezi”ni kurduklarını ifade etti.

Mete, bölgede kadınlara özgü çeşitli sorunların bulunduğunu, bu sorunlara çözüm önerileri getirilebilmesi için de bilimsel verilerin ortaya konması için çalışmalara başladıklarını vurguladı.

Merkez bünyesinde araştırma ve proje, eğitim ve uygulama, bilimsel yayın ve tanıtım etkinlikleri düzenleyeceklerine dikkati çeken Mete, ”Üniversitemizde bugüne kadar çeşitli birimlerce araştırmalar yapılmış. Ancak bunların bir araya getirilerek değerlendirilmesi maalesef söz konusu olmamıştı. Öncelikli amacımız bu çalışmaları merkezimiz bünyesinde bir araya getirerek, şimdiye kadar neler yapıldığını belirlemektir. Bu belirlemenin ardından hangi alanlarda boşluk olduğunu tespit ederek, bu alanlarda çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız. Bu anlamda üniversitelerce yapılan araştırmaların sonuçları önemli” dedi.

AİLENİN GÜÇLENDİRİLMESİ

Mete, bölgedeki sorunların başında göç olgusunun geldiğini de kaydederek, göçün eğitimsizliği ve işsizliği de beraberinde getirdiğini söyledi.

Okuryazar oranının düşük olduğu bölgede kadınların eğitim seviyelerinin de geride olduğunu belirten Mete, kadının sosyal ve siyasal haklarından önce eğitim sorunun giderilmesinin önemli olduğuna dikkati çekti.

Mete, sorunların giderilmesi halinde kadının toplumdaki statüsünün konuşulabileceğini belirterek, kadınların okuma yazma kursları ile eğitim seviyesini yükseltmeyi, el beceri kursları ile de ekonomik kazanca dönüştürebileceği bir yetenek kazanmalarını sağlayarak öz güvenlerini artırmayı hedeflediklerini söyledi.

Bölgede töre ve namus cinayetlerinin hala yaygın olduğuna da dikkati çeken Mete, şöyle dedi:

”Aileye ve ailenin güçlendirilmesine çok önem veriyoruz. Töre cinayetleri başta olmak üzere birçok sorunun çözümü için aile içi iletişim çok önemli. Bu konuda hazırlanan projeler kapsamında üniversitemizdeki akademisyenlerce kadınlara yönelik eğitim seminerleri düzenleyeceğiz. Kadın sağlığına yönelik bilinçlendirici etkinlikler gerçekleştireceğiz. Eğitim, sağlık, hukuk ve çalışma yaşamıyla ilgili bireysel danışmanlık hizmeti vereceğiz. Üniversite bünyesinde özellikle Kürtçe bilen öğrencilerden gruplar oluşturarak bu öğrencileri sahada anketör olarak değerlendirmeyi planlıyoruz. Hedefimiz bölgemizde ülke ortalamasının da altında seyreden kadın hakları sağlığı ve eğitimi alanında iyileştirici öneriler geliştirerek kadının eğitim, sosyal ve siyasal hakları ile toplumsal statüsünü artırmaktır. Stratejik hedefimizi belirledik. Yönetimdeki 7 kadın öğretim üyesi olarak sivil toplum örgütleri işbirliği ile çalışmalarımızı gerçekleştirmek için yola çıktık.”

”DOLU DOLU BİR 8 MART”

Mete, merkez olarak bu yılki ”8 Mart Dünya Kadınlar Günü” için dolu dolu bir program hazırladıklarını söyledi.

Program kapsamında 9 Mart’ta Diyarbakır’a davet edilen Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın DÜKSAM’ın da açılışını gerçekleştireceğini ifade eden Mete, şöyle dedi:

”Bu yıl dolu dolu bir 8 Mart geçireceğiz. ’8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde hazırladığımız program kapsamında ‘Her Yönü ile Töre ve Namus Cinayetleri’ konulu bir panel düzenleyeceğiz. Ardından Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memurlarınca ‘Mutluluk Elimizde’ adlı traji-komik tiyatro oyunu sahnelenecek. 4′ü kadın toplam 13 polis memurunun rol aldığı karakol ve değişik mekanlarda geçen oyunda aile içinde kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusu işleniyor. 9 Mart’ta da Devlet Bakanı Kavaf tarafından merkezimizin açılışı yapıldıktan sonra istihdam ve el becerilerini geliştirmeye yönelik kurulan ve Diyarbakır’da 700′e yakın kursiyeri bulunan Çok Amaçlı Toplum Merkezleri’nin (ÇATOM) saç tasarımı ve nakış kursiyerlerince hazırlanan defile yer alacak.

Daha sonra avukat Kezban Hatemi’nin konuşmacı olarak katılacağı günün anlamına ilişkin bir konferans gerçekleştirilecek. Konserlerle son bulacak tüm programımız kadınlar başta olmak üzere tüm halkımıza açıktır.”

AA

21 Şubat 2011
Okunma
bosluk

Kadınlara göre kediler ve erkekler!

Kadınlara göre kediler ve erkekler!

Bilge Özbek’in haberi:

1.Kediler sabahları sizin güzel veya kötü göründüğünüze aldırış etmezler.

-Erkeklerde aynı şekilde buna dikkatlerini vermezler. Genelde aklında planladığı o gün için yapacakları hakkında düşünceleri vardır ve bunlarla meşgul olmayı tercih ederler.

2.Kediler ile sürekli birlikte bir ortamda yaşadığınızda sizi sıradan olarak görürler ve sizden uzak kaldıklarında sizi özlerler.

-Erkeklerde sürekli aynı ortamda bulunduğunuzda birçok şeyi fark etmeyebilirler ve bir süre uzak kaldığınızda yokluğunuzu anlar ve özlediklerini fark ederler.

3. Bir kedinin eğitimle alışkanlıklarını değiştirme şansınız vardır. Bir süre eğittikten sonra istenmeyen davranışları sergilememeye başlarlar.

-Erkeklere de bir süre alışkanlıklarından vazgeçmesi yönünde eğitim veya öneri sunulduğunda bu davranışlardan vazgeçebilirler.

4. Kedi yemek verdiğinizde mırlayarak da olsa sevindiğini belli eder.

-Erkek çok acıkmışsa ve eve geldiğinde hazır bir sofra görerek yemeğini yediğinde moralinin düzgün olduğunu ve mutlu olduğunu belli eder.

5. Kediler size sevgilerini göstermek için davet beklemezler.

-Erkekler sevgilerini bayanlara belli etmekte bir kusur görmez ve açık bir şekilde belli ederler fakat kadınlar bunu daha ağırdan alarak daha fazla ble sevseler belli etmemeyi tercih ederler.

6. Kedi mutluluk kaynağı olarak kendini değil, sizi görürler.

-Erkekler mutluluk denildiğinde akıllarına ilk gelen eşleridir ve sığınacak başka kimse yokmuş gibi düşünürler.

7. Kedi uzaktan kumandayı elinizden kapmaz .

-Erkekler sürekli onların istediği olsun isterler ve asla kumandayı elinden bırakmazlar.

8. Kediler çok alışveriş yapılmasından rahatsız olmazlar.

-Erkekler hiçbir zaman çok alışveriş yapılmasından yana değiller ve hayatta en sevmedikleri şey bu olsa gerek.

9. Kediler hastalandığında onlara bebek muamelesi yapmanız gerekmez.

-Erkekler siz hasta olduğunuzda geçici bir şey olarak görür ve aldırış etmezler. Fakat kendileri hasta olduklarında sanki hiç geçmeyecek bir şey gibi psikolojiye kapılır ve bebek muamelesi yapılmasını isterler.

10.Kediler akşam yemeğinde konserve yemekten şikayet etmezler.

-Erkekler akşam yemeğinde istedikleri veya sevdikleri yemekleri görmediklerinde genelde şikayetçi olurlar.

Haber7

21 Şubat 2011
Okunma
bosluk

Devlet eşi ölen kadına düzenli para ödeyecek

Devlet eşi ölen kadına düzenli para ödeyecek

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürü Aziz Yıldırım, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın konuyla ilgili açıklamalarının detaylarını anlattı.

Kadınların yoksullukla karşılaşma riskinin göreceli olarak diğer gruplardan daha yüksek olduğunu belirten Yıldırım, özellikle eşi vefat eden kadınların hem çocuklarına bakmak hem de çalışmak zorunda olması gibi sorunların yoksulluk riskini arttırdığına dikkati çekti.

Yıldırım, bu durumlarla karşılaşan kadınların yoksulluğun en ciddi boyutu olan mutlak yoksulluk sınırında yaşamak zorunda kaldıklarını ifade etti.

Çocuklarını tek başına yetiştirmek zorunda kalan ve düzenli gelirden mahrum olan kadınlara yönelik Avrupa Birliği üye ülkelerinde düzenli nakit yardımlar yapıldığını anlatan Yıldırım, Türkiye’de ise eşini kaybeden, sosyal güvenceden yoksun kadınlar için uygulanan bir sosyal yardım programı bulunmadığını hatırlattı.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca uygulanan ayni ve nakdi yardım programlarınınsa ülke çapında geçerli bir standart oluşturulmadan yapıldığını dile getiren Yıldırım, eşi vefat eden kadınlar için düzenlenecek programın süreklilik açısından, yardım alan kitlenin de en büyük ihtiyacı olan düzenli gelir gereksinimini karşılayacağını söyledi.

Türkiye’de eşi vefat eden kadınların durumlarını ortaya koymak amacıyla Boğaziçi Üniversitesi’nce bir araştırma yapıldığını bildiren anlatan Yıldırım, ”Araştırmayla, eşi vefat etmiş ne kadar kadın var.

Bunların asıl ihtiyaçları nelerdir, ne kadar süreyle bir destek programı uygulanmalı diye birtakım veri oluştu elimizde. Araştırma sonucunda bu programın hakikaten çok gerekli olduğunun farkına vardık” dedi.

Eşini hiç beklenmedik bir zamanda ya da ani bir şekilde kaybeden kadınların büyük bir travma içine girdiklerini dile getiren Yıldırım, eşi vefat eden ama maddi durumları iyi olan ya da çalıştığı için kendi ayakları üzerinde durabilen kadınlar olduğu gibi eşi öldükten sonra ”şimdi ben ne olacağım” diye düşünen kadınlar da bulunduğunu söyledi.

Yıldırım, ”Eşini kaybeden kadınların yaşadıkları travmanın hiç olmazsa bir kısmını oluşturan ‘şimdi ben ne olacağım’ düşüncesini birazcık olsun hafifletecek, ‘benim yanımda devlet var. Bana bakacak bir devlet var artık’ diyebileceği bir program oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

‘EN KISA ZAMANDA HAYATA GEÇİRMEYİ PLANLIYORUZ’

”Eşi Vefat Etmiş Kadınlar için Nakit Sosyal Yardım Programı” şeklinde hazırlanan programı en kısa zamanda hayata geçirmeyi planladıklarını bildiren Yıldırım, şunları kaydetti:

”Bu kadınlara psikolojik destek de sağlanabilir. Ama öncelikle devlet olarak bu kesimin farkına varılması lazım. İlk etapta 2-3 ay süreyle, gidip psikolojik desteğe ihtiyacı olup olmadığını görülebilir.

Özellikle çok ani durumlarda bu travmalar daha da ciddi boyutta yaşanıyor. Ama eşinin vefatı üzerinden 2-3 ay gibi bir süre geçtikten sonra kadınlar kendi ayakları üzerinde durabilmek için gerekli gücü topluyorlar.

Biz eğer ailenin mal varlığı aynı şekilde devam ediyorsa ya da kadın çalışır durumdaysa o desteği yavaş yavaş çekeriz. Ama bunun dışında hiçbir şeyi yoksa, tek çalışanı eşiyken onu da kaybettikten sonra hiçbir geliri kalmıyorsa… Ne yapacağız bu kadınları? ‘Sen de ortada kal mı?’ diyeceğiz, demeyeceğiz.

Onlara bir şekilde yardımlar devam edecek. Belki eğitim gören çocukları olacak. onların eğitim hayatına devam etmeleri için yardımlar yapılacak. Sağlık problemleri varsa onlarla ayrıca ilgilenilecek.

Çünkü eşin ölümüyle sağlık güvenceleri de ortadan kalkabiliyor bazen. Tüm bu konularda kadınlara destek olalım diye düşünüyoruz.”

”SOSYAL YARDIMLAR BİRLEŞTİRİLMELİ”

Aziz Yıldırım, geçtiğimiz günlerde Bakan Yazıcı tarafından açıklanan ve muhtaçlık temelinde verilen tüm sosyal yardımların oluşturulacak olan Sosyal Yardım Kurumu Başkanlığı altında toplanmasına ilişkin çalışma hakkında da ayrıntılı bilgi verdi.

Türkiye’de sosyal yardım adı altında pek çok kurumlar tarafından yapılan yardımlar bulunduğunu belirten Yıldırım, bunların tek çatı altında birleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Sosyal yardımların değişik zamanlarda, kurumlar tarafından ihtiyaca göre oluşturulduğunu ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:

”Mesela ilköğretim, ortaöğretim bursları var. Bunlar birer sosyal yardım. Biz de şartlı eğitim yardımı veriyoruz. Kız ve erkek çocukları için ayrı ayrı ilköğretimde, ortaöğretimde yardımlar veriyoruz. Bu alanda Milli Eğitim Bakanlığı da yardımlar yapıyor.

Bakanlık sınavla burs veriyor. Biz hiçbir şekilde sınav yapmadan kendi hedef kitlemiz içinde kalanlara yardım yapıyoruz. Bunun dışında yeşil kart bir sosyal yardımdır aslında.

SHÇEK tarafından da evde bakım aylıkları, 65 yaş üzeri muhtaçlara ve özürlülere yapılan yardımlar var. Ama bunların tamamı farklı farklı kurumlar tarafından yapılıyor.

Bunların sosyal yardım adı altında tek bir kurumda birleştirilmesi lazım. Tek bir çatı altında toplanması gerekiyor. Böylece sosyal yardımların yoksullukla mücadeledeki etkisi perçinlenmiş olacaktır.”

Bu sayede yardımların niteliğinin de değişebileceğini vurgulayan Yıldırım, böylece kimi ihtiyaç sahiplerine tek seferlik yardımlar verilebileceği gibi bazı ailelere ya da bireylere sürekli yardımların yapılacağı programlar oluşturulabileceğini kaydetti.

Muhtaçlık kriterlerinin de tek bir otorite tarafından belirlenmesi gerektiğini dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:

”Bilgi Toplumu Stratejisi 2006-2010 Eylem Planında bize görev olarak verildi ve biz bunun hazırlığını çoktan yaptık. Bu çerçevede sosyal yardım başvuru sahiplerinin objektif kriterlere göre tespit edilmesine yönelik alternatif puanlama formülleri geliştirdik ve ülke genelinde 30 bin hane üzerinde bu formülleri sınıyoruz.

Sosyal Yardım Bilgi Sistemini (SOYBİS) hizmete açarak yoksul vatandaşlarımızın muhtaçlıkları ile ilgili kurum kurum dolaşmasının önüne geçerek online olarak 13 farklı kurumdan 28 ayrı bilgiyi saniyeler içinde elde etmeye başladık.

Sosyal yardım yararlanıcılarının hane bazında kayıt altına alınmasını sağlayacak veri tabanını tamamladık. Son olarak da mevzuat ayağını belirleyerek Çerçeve Sosyal Yardım Kanun Tasarısı Taslağını hazırladık.”

AA

21 Şubat 2011
Okunma
bosluk

Türkiye’nin yüzde 93′ünün önemsediği değer

Türkiye’nin yüzde 93′ünün önemsediği değer

Türkiye genelinde yapılan araştırmada, yüzde 50,2 oranında kadınlar, 49,8 oranında da erkeklerle görüşüldü. Görüşülenlerin yüzde 70′i evli, yüzde 57,6′sının ailesi de 4-5 ve daha fazla kişiden oluşuyor.

Sorunlarda önce aileye gidiliyor

Araştırmaya katılanların yüzde 83,7′si maddi ve manevi sorunlar olduğunda ilk olarak aileye başvurulması gerektiğini düşünüyor. Ailesinin iyiliği için her türlü sıkıntıya katlanabileceğim ifade edenlerin oranı ise yüzde 90,3. Ankete katılanların 4′te 3′ü medyaya yansıyan ümitsiz toplum görüntüsünün aksine hayatlarından memnun olduklarını ifade etti. Katılımcıların yüzde 99,3′ü en çok aileyi önemsiyor.

Aldatma asla affedilmez

Evlilik, sadakat ve eşler arasındaki ilişkiye yönelik ifadelerin de incelendiği araştırmada, katılımcıların yüzde 89′u evliliğin temelinde sadakat olduğuna inanıyor.

Sadakati zedeleyici davranışlar hem erkekler hem de kadınlar için uygun görülmezken, ”Kadının aldatması asla affedilemez” ifadesi yüzde 82,4, ”Erkeğin aldatması asla affedilemez” ifadesi ise yüzde 72,2 oranında destekleniyor. Katılımcıların yüzde 82,2′si evlilik dışı cinsel ilişkinin asla kurulmaması gerektiğini söylüyor, Türkiye genelinde ankete katılanların yüzde 82.4′i ise evlenmeden çocuk sahibi olma fikrine karşı.

Geleneksel kadın rolünden memnunlar

Araştırmaya göre, geleneksel kadın rollerine en çok erkekler, 55 yaş üstündekiler ve Kuzeydoğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayanlar önem veriyor. Ailenin dini ve manevi değerlere sahip olması gerektiği düşüncesini ise en çok 35 yaşın üstündeki kadınlar ile özellikle Kuzeydoğu Anadolu bölgesinde yaşayanlar önemsiyor.

Ailenin reisi erkektir

Katılımcıların yüzde 66,4′ü ailenin reisinin erkek olduğunu belirtirken yüzde 61′i de ailenin geçiminde erkeği sorumlu tutuyor. Araştırmada katılımcıların özellikle ailede kadına yönelik şiddeti desteklemediği belirlenirken, görüşülen kişilerin yüzde 16,4′ü kadının itaat etmediğinde kocası tarafından dövülebileceğini, yaklaşık 4′te biri ise kadının kocasının tokadını sineye çekmesi gerektiğini düşünüyor.

Kadının gör evi ev işi ve çocuk

Katılımcıların yüzde 50,8′i “Bir kadının asıl görevi çocuk bakımı ve ev işleridir” görüşünü destekliyor. Öte yandan, görüşülen kişilerin yüzde 64,1 ‘i ev işlerinde kadın kadar erkeğin de sorumlu olduğunu ifade ediyor

Flört kızlar için tuzak

Öte yandan görüşülenlerin yüzde 40,8′i kızların flört etmesinde sakınca gör-j mediğini belirtirken, yüzde 42,3′ü flörte karşı çıkıyor. Bazıları da flörtü kızlar için bir tuzak olarak ‘ algılıyor. “Evli erkekler
çapkınlık yapabilir” ‘ diyenlerin oranı ise yüzde 20,3.

BUGÜN

21 Şubat 2011
Okunma
bosluk

Erkekler, kadınlardan daha geveze çıktı!

Erkekler, kadınlardan daha geveze çıktı!

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, yaygın inanışın aksine, erkekler kadınlardan daha fazla konuşuyor. Ama kadınlar konuştuğunda, bu konuşma dinlemeye değer oluyor, çünkü kadınlar konuşurken erkeklerden daha değişik ve düşünceli bir dil kullanıyor.

Manchester Üniversitesi’nden psikolog Geoffrey Beattie, kadın ve erkeklerin iletişimleri üzerine yapılmış 56 araştırmayı inceledi ve 24 araştırmada erkeklerin her gün kadınlardan daha fazla kelime kullandığı sonucuna varıldığını gördü. Sadece iki araştırmada kadınların seks sırasında daha konuşkan olduklarını ortaya koydu.

Profesör Beattie daha sonra kendi araştırmasını yaptı. Gönüllülere her beş kelimede bir kelimenin olmadığı metinler verildi ve çeşitli konularda konuşmaları istenerek, bu şekilde 50 sohbet incelendi. Gönüllülerden bu boşlukları doldurmaları istendi. Gönüllüler boşlukta yerine konması gereken ve kadınlar tarafından söylenmiş olan kelimeleri tahmin etmekte daha fazla zorlandı. Bunun nedeni kadınların daha dikkatli bir dil kullanması olarak açıklandı.

Sözgelimi iltifat ederken erkekler daha yumuşak bir dil kullanma eğiliminde oluyor ve kelimeler ‘güzel’ ‘iyi’ gibi daha tahmin edilebilir oluyor.

Erkeklerin kelimeleri yüzde 81 oranında tahmin edilebilirken, kadınlarda bu oran yüzde 71.
Araştırmaya göre, ayrıca kadın ve erkeğin kelime kullanımı olarak eşit olduğu tek zaman, ilişkileri hakkında konuştukları zamanlar.

Profesör Beattie’ye göre erkekler, gereğinden fazla ve sembolik olarak kelimeleri yeniden üreterek konuşuyor ve bu konuşmalar çoğu zaman yeni bilgi içermiyor.

Milliyet

21 Şubat 2011
Okunma
bosluk

Koca şiddetinden kurtulma yöntemi / VİDEO

Etiketler: ,,
Koca şiddetinden kurtulma yöntemi / VİDEO

Aikido hocası Aytekin Karaca aikido sporuyla alakalı çok önemli bilgiler verdi. Üzerinize gelen kişilerin aikido teknikleriyle etkisiz hale getirilebileceğini belirten Karaca, önemli olanın karşı tarafın gücünü kendi gücünüz gibi kullanmasını bilmek ve teknikleri öğrenmek gerektiğini söyledi.

Günümüzde kadınların, çalışan kişilerin, üst düzey yöneticilerin aikido sporuna olan ilgilerinin her geçen gün arttığını belirten Aytekin, özellikle savunma ve motivasyon amaçlı olarak bu sporun öğrenilmesi gerektiğini vurguladı.

Kanal 7 ekranlarında İkbal İle Hayatın içinden programına konuk olan aikido hocası Aytekin Karaca ve öğrencileri kadınlar için çok önemli savunma teknikleri gösterdi. Yolda yürürken kapkaça uğrayan ve kocasından şiddet gören kadınlar için savunma teknikleri renkli görüntülerin oluşmasını sağladı.

Program sunucusu İkbal Gürpınar da canlı yayında tekniği uygulayarak kadınların bu savunma tekniklerini öğrenmesi gerektiğini ifade etti.

21 Şubat 2011
Okunma
bosluk

Sığınma evlerindeki kadın gerçeği!

Sığınma evlerindeki kadın gerçeği!

Mediha Olgun Karaca’nın haberi

“Koca dayağı yemiş bir kadın olarak sığınma evine başvuruyoruz. Yetkililerin verdiği yanıt, umutlarımızı yok ediyor: Burası hayal ettiğiniz gibi bir yer değil. Keşke otele gitseydiniz”

<!–Smartlink reklam kodları için

21 Şubat 2011
Okunma
bosluk

Genç ve zayıf kadın da tehlikede!

Genç ve zayıf kadın da tehlikede!

Uzmanlar, polikistik over sendromunun hipertansiyon, kan lipidlerinde kötüleşme, diyabet, bel çevresinde artış, obezite ve metabolik sendrom ile ilişkili olduğunu belirterek, bu hastalıkların kalp ve damar hastalıkları açısından risk faktörü olduğu için, söz konusu tanı konulan hastaların mutlaka tedavi olması gerektiği uyarısında bulundu.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Sönmezer, polikistik over sondromunun, üreme çağındaki kadınlarda adet düzensizliği, kıllanmada artış ve erkeklik hormonlarında (androjenler) yükseklik ile kendini gösteren bir hormonal bozukluk olduğunu söyledi.

Polikistik over sendromunun, kadınlarda en sık görülen endokrin bozukluklar arasında yer aldığını ifade eden Sönmezer, sorunun sıklıkla hipertansiyon, kan lipidlerinde kötüleşme, diyabet, bel çevresinde artış, obezite, ve metabolik sendrom ile ilişkili olduğuna dikkati çekti. Sönmezer, “Tüm bunlar, polikistik over sendromlu hastaları, genç yaştan başlayarak artmış kalp ve damar hastalıkları riski ile karşı karşıya bırakmaktadır” uyarısında bulundu.

Doç. Dr. Sönmezer başkanlığında “Genç ve zayıf polikistik over sondromlu hastalarda da kalp ve damar hastalıkları riski yüksek midir?” konulu bir araştırma yapıldı.

“Fertility and Sterility Dergisi” 2011 Ocak sayısında yayımlanan araştırmaya ilişkin Sönmezer’in verdiği bilgiye göre, araştırmada polikistik over sendromuna sahip, yaşları ortalama 26 olan 48 hasta, aynı yaş grubunda ve aynı vücut ağırlığına sahip 36 sağlıklı kadınla karşılaştırıldı.

Araştırmada, dünyada ilk defa, vücuttaki her tür damar duvarında bir hasar olduğunda bunu ilk gösteren belirteçlerden MCP-1 (monocyte chematractant protein 1) düzeyleri araştırıldı. Araştırma sonucunda, polikistik over sendromu hastalarında MCP-1 düzeylerinin, sağlıklı kadınlara oranla belirgin olarak yüksek olduğu saptandı. Risk artışı yüzde 44 olarak tespit edildi. Yani, “polikistik over sendromlu hastaların zayıf ve genç dahi olsalar, artmış kalp damar riski ile karşı karşıya kaldıkları” tespit edildi.

Araştırma sonucunu değerlendiren Sönmezer, aşırı şişman (obez) polikistik over sendromlu hastalarda, kalp damar hastalıkları riskindeki artışın uzun zamandır bilindiğini belirterek, “Ancak, polikistik over sendromlu zayıf ve genç hastaların da kalp ve damar hastalıkları açısından yüksek risk grubunda olabileceği ilk defa saptandı” diye konuştu.

Sönmezer, polikistik over sendromunun tam bir tedavisinin bulunmadığını, anacak bu hastaların egzersiz programlarını aksatmaması ve kan lipidlerini aralıklı olarak kontrol ettirmeleri gerektiğini söyledi.

Obez hastaların yüzde 5-10 kilogram vererek adet düzenini sağlayabileceklerini belirten Sönmezer, “Önemli bir nokta olarak bu hastaların önemli bir kısmında kalp ve damar hastalığı riskini belirgin olarak arttıran insülin direnci de saptanmaktadır. Bu direnci kırmak açısından uzun dönemli insülin duyarlılığını arttıran ilaçların yararı ile ilgili çalışmalar devam etmektedir” diye konuştu.

AA

21 Şubat 2011
Okunma
bosluk
Chat Son Yazılar FriendFeed
reklam
reklam
reklam
reklam

 

Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

Son Yorumlar

Tavsiye Bağlantılar


sohbet sohbet